Petinfo Aralık 2016 Sayısı Yazım: Hayvanlarda Psikolojik Bozukluklara Yaklaşım

Dünyamıza çok daha fazla temas eden hayvanların, doğal davranış özellikleri ve davranış bozuklukları, zihinleri, psikolojileri gibi özellikleri çok daha fazla önemsenen ve sorgulanan bir unsur olarak karşımıza çıkmaya başladı.

Davranış özellikleri mesleğimizde hayvanlarının hastalıklarını anlamak için önemli bir veri kaynağı sunmaktaydı, peki ya anormal olan bir davranışın fizyolojik bir bozukluk dışında psikolojik bir bozukluğun da haberci olamaz mıydı? Bu sorunun cevabı veteriner psikoloji biliminde gizli. Bu gizemin kapıları 20. yüzyılın ortalarında bilim insanları tarafından aralanmaya başladı. Hayvanların normal davranış kalıplarının ve nedenlerinin ortaya çıkarılmasıyla birlikte, bozuk olan davranışlar konusunda görüş birliği oluşturulmaya ve bu bozuk davranışların nasıl düzeltileceği konusunda çalışmalarla bu gizin kapıları aralanarak, veteriner hekimlik alanında tüm dünyada önemli bir disiplin olarak algılanmaya ve uygulanmaya başlandı.

Veteriner Hekim Davranış Bozukluklarında Nasıl Bir Yol İzlemeli?
Hasta sahipleri tüm problemleri için veteriner hekimleri bir çözüm bulucu olarak görmektedir, bu problemlerde, hayvanların tuvalet kabından, giysisine, çiftleşme zamanı gelmiş bir hayvanın bulacağı eşe kadar geniş bir alan vardır. Hayvan sahipleri hayvanlarının psikolojik ve davranış sorunlarında da haklı olarak biz veteriner hekimlere danışmaktadırlar.

Mesleğimizin tamamen içinde bir alan olan davranış bozukluklarının çözümünü yine bu konuda eğitimli ve deneyimli meslektaşlarımızla konsülte ederek ya da yönlendirme yapılarak çözülmesi gerekmektedir. Meslek dışı eğitmenlere, kendini davranış uzmanı olarak tanıtan şahıslara yönlendirme yapmak hastalarımızın çok daha içinden çıkılmaz bir duruma düşmesine neden olmaktadır.

Tanıya Giden Yol
Veteriner hekimlikte tanı hekimler için olmazsa olmazdır, tanı konmadan yapılan her işlem zifiri karanlıkta hedefsizce koşmak gibidir. Psikolojik ve davranış bozukluklarında tanı için geliştirilmiş özel anamnez yöntemleri, davranış testleri ve davranış gözlemleri mevcuttur. Bunlara ek olarak veteriner hekim gerek duyarsa hemogram, kan biyokimyası, tomografi, EEG ve sindirim enzim testleri gibi geniş bir yardımcı kaynağı kullanabilir.

Veteriner hekim, davranış muayenesini hastanın davranış bozukluklarını gösterdiği ortamda yapması tanı için zengin bilgi elde etmesine katkı sağlamaktadır. Anamnez sırasında hasta sahibinden alınan bilgilerin değerlendirilmesinde yanıltıcı bir gözlem olabileceği göz ardı edilmemelidir. Veteriner davranış muayenesinde kullanılmak amacıyla geliştirilmiş ve özelleştirilmiş psikolojik testlerin kedi ve köpekler için ayrı ayrı hazırlanmış olması önemlidir. Çünkü kedi ve köpekler birbirinden farklı türü temsil etmekte ve etolojik olarak birbirinden ayrı davranış kalıpları sergilemektedir. Bununla birlikte davranış bozukluğuna götüren etkenler de bir çok noktada bu iki tür için ayrı etki gücüne sahiptir. Anamnez ve psikolojik/davranış testleri sonrasında konulan tanıyı destekleyecek, hastalıkların ayırıcı tanısı ortaya çıkaracak özel testler ile tanı güçlendirilmelidir. Ayırıcı testler birebir davranış gözlemlerine ve testlerine dayandırılmalı, hasta sahibi bilgisi ve etkisi en aza indirilerek yapılmalıdır.

Hekimin tanısı sayısal veriler ile ortaya konulabilir olmalıdır, bu sayede tedavi süresince bu sayısal verilerdeki değişiklik takip edilebilir olmakla birlikte veteriner hekimin hasta sahibi ve hastasına karşı sorumluluğu için önemlidir. Unutmayalım ki ünlü bilim insanı Leonardo Da Vinci ”Matematiksel olarak gösterilemeyen hiçbir çalışma gerçek bilim sayılamaz” demiştir.

Tedavi için Seçenekler Nelerdir?
Tanımızı gözlemler ve matematiksel olarak ifade edilebilir şekilde ortaya koyduktan sonra, tedavi için en uygun bilimsel metotlara karar verilmeli, verilen kararın hastaya ve hasta sahibine uygunluğu gözden geçirilmeli ve sonuç olarak hastaya ve hasta sahibinin de tedaviye katılımını güçlendirecek ve sonuca en net olarak yaklaştıracak tedavi planı seçilmelidir. Bu planı yaparken ve seçerken, şu her zaman tedavinin başarısı için göz önünde bulundurulmalıdır. Davranış tedavisinde üç ayaklı bir masa söz konusudur, masanın yıkılmadan dengede durması için veteriner hekim, hasta ve hasta sahibi bu ayakları oluşturmakta ve tedavi bozulmadan ilerlesin diye üstüne düşen görevleri yapmak zorundadır.

Veteriner hekim hem kendisinden hem de hastasından sorumludur ve bu iki ayağın başarısı onun elindedir. Çünkü hayvanlar doğru ve sistematik bir şekilde etkileşime geçildiği takdirde, istenilen davranış kalıbını öğrenmeye açıktırlar Burada önemli olan veteriner hekim olarak sizin yaklaşımınızdır. Fakat hasta sahiplerinin de tedavi planına mutlaka katılması ve sorumluluk alması gerekmektedir ki üçlü masa ayağıyla dengede olunabilsin. Veteriner hekim tanıya, hastaya, hastalığın özelliklerine göre davranış terapisi, medikal tedavi, tamamlayıcı tedavi (feromon ve gıda) gibi yolları seçebilir. Tedavi seansları süresince hasta sahibi gerekli zamanlarda ev ödevleriyle hastaya uygun yaklaşımı öğrenmesi konusunda bilgilendirilmeli ve teknikler öğretilmelidir.

Tedavinin Başarısı Nasıl Değerlendirilir?
Davranış bozukluklarında ve psikolojik rahatsızlıklarda tedavinin başarısı, davranıştaki normale yakınlaşma ve bozuk davranışların tekrar gözükmemesiyle birlikte, hastanın ve hasta sahibinin daha sonra oluşan davranış sorunlarının engelleyebilme ve onlarla başa çıkabilme yetisi kazanması tedavinin başarısı için en önemli unsurlardır.

Sonuç olarak;

Tüm bu veriler ışığında ve yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde, bu unsurlardaki genel başarı seviyesinin yüksekliği tedavi planında davranış terapisinin yer almasının önemini bize göstermektedir. Sadece ilaç tedavisi ya da destek tedavi ya da bu konuda yetkin olmayan kişilerle yapılan çözüm arayışlarında bu unsurların düşük olması da başarısız olan davranış tedavilerindeki eksikliğin bilimsel yaklaşımdan uzak ve uygun olmayan tedavi planlarına bağlı olduğunu göstermektedir.

Cevap alınamayan tedavilerden yorulmuş, stresli bir hasta sahibinin de hastamızı olumsuz etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle gerekirse hasta sahibinin de bu stresli durumdan çıkması için profesyonel bir destek alması konusunda bilgi verilmesi tedavi açısından olumlu olacaktır.

Davranış tedavisinde, her seansta hastanın olumlu yönde gidişatı, hasta sahibinin ve hastanın motivasyonu etkiler. Özellikle başarısız kişilerin denemelerinden çıkarak bizlere gelen hastalarda mutlaka hastayı rahatlatıcı ve hasta sahibinin motivasyonunu yükseltecek uygulamalara gidilmesi esastır. Bu nedenle, davranış tedavisini yapan hekimin mutlaka her durum için hastayı kontrol altına alıp onu rahatlatacak uygulamaları birincil olarak kullanması, motivasyonu yüksek tutup, hasta sahibinin ve hastanın tedaviden uzaklaşmasını engeller ve tedaviye giden yoldaki tüm olumsuz etmenleri uzaklaştırmış olur.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Kaynak: http://www.petinfodergi.com/diger/hayvanlarda-psikolojik-bozukluklara-yaklasim/Petinfo Dergisi

Saldırgan Köpeklerde Neler Yapılmalı?

Agresyon, tüm canlılarda yaralama amacı gösteren tüm davranışlar olarak nitelendirilebilir. Köpeklerde saldırganlık yaralayıcı amaç güdüyor olması hasta sahipleri açısından nahoş bir durumdur, saldırıların sonuca ulaşması ya da ulaşmaması arasında hisler açısından çok ciddi fark oluşmamaktadır. Hasta sahibi de köpek de bu durumdan ciddi olarak etkilenmektedir.

Agresyon gösteren köpekleri bu davranışa iten farklı motivasyonlar vardır bunlar korku, agresyon davranışının pekiştirilmesi ile öğrenme, ağrı, sahiplenme, liderlik gibi birbirinden farklı motiflerdir.

Dikkat edilmesi gereken nokta, farklı durumların saldırganlığı oluşturmasıdır, bu farklılıklar tedavini planını ve gidişatı belirleyecek en önemli etkendir. Örneklerle daha güzel anlaşılması için şu şekilde açıklamakta fayda var. Baş ağrısını oluşturan durumun, yorgunluğa, bir kafa travmasına, bir tümöre, bir sinus iltihabına bağlı oluşabileceği bilinmekteyse, yorgunluktan kaynaklı baş ağrısı tedavisi ile kafa travmasına bağlı bir baş ağrısının tedavisi aynı olmayacaktır. Konumuzda da saldırganlığı oluşturan durumların tedavileri birbirinden farklı olmaktadır.

Bunlarla birlikte, öncelikli olarak yapılması gerekenler olarak;

Saldırganlığı oluşturan olayları ve durumları belirleyin.

Köpeğinizi, saldırganlığı tetikleyen durumlardan ve olaylardan uzak tutun.

Uzak tutamıyorsanız, mutlaka kontrollü olarak bu durumlarla karşı karşıya getirin.

Tedavisi tamamlamana kadar mutlaka ağızlık kullanın.

Saldırganlık durumlarında, korkusu arttıracak elektrikli tasma, disk vs kullanmayın.

Saldırganlık durumlarınızda köpeğinize kaba kuvvet ya da yüksek ses uygulamayın.

Köpeğinizin kayışını mutlaka kontrol edilebilir kısalıkta olmasına dikkat edin.

İnsanlara karşı agresyonu varsa, kendi başınıza insanlara alıştırmak ya da onlara arkadaşça yanaştırmak için gıda ya da herhangi bir yol denemeyin.

Ceza, tehdit ve korkutucu eğitim metodlarını saldırganlığa karşı kullanmayın.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Sokak Köpeklerinin Davranışları Eğitimi 3. Semineri @İstanbul Üniversitesi

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Köpek Psikolojisi ve Eğitimi Kulübü’nün daveti ile İÜ Avcılar Yerleşkesi Veteriner Fakültesi’nde gerçekleştirdiğimiz eğitim seminerleri dizisinin 3.sünü katılan veteriner hekim meslektaşlarım ve meslektaş adayı fakülte öğrencileriyle gerçekleştirdik.

3. seminerimizde, köpek ısırıklarının özellikleri, ısırıkların verdiği zararlar, kuduz köpek davranışları, köpek ısırıklarının önlenmesi, klinikte köpek ısırıklarının önlenmesi için uygulamalar, saldırıda köpeklerde vücut dili ve davranışları, saldırı anında yapılacak uygulamalar konusunda bilgilerimizi paylaştık.

Çok keyifli bir seminer gerçekleştirdik, KÖPEK kadrosuna ve katılan herkese çok teşekkür ederim.

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Köpeklerde Hiperaktivite ve Bağırsak Sağlığı

Genel kaygı ve sese karşı duyarlılık ve uyarılabilirlik düzeyinin düşük olması köpeklerde sıklıkla görülen bir davranış bozukluğudur. Hem köpeğin hem de sahibinin refahına olumsuz etki yaratır.

Davranış problemleri ve davranışın oluşumu hem kalıtımsal hem de çevresel etkilerin altındadır.hyperactive-dog

Metobolizma ile ilgili ileri araştırmalar, biyolojik durumlarla ilgili yeni durumların öğrenilmesine katkı sağlarken, davranış hakkındaki kalıtımsal etkilerin de önemini ortaya koyuyor. Hiperaktiviteli köpeklerde yapılan yeni pilot araştırmalarda normal olmayan kan biyokimya değerlerinin, davranış bozukluklarında tanıya değerli bir yardımda bulunuyor.

Kan biyokimyası değerlendirilmelerinde, alman çoban köpeklerinde yapılan araştırmada düşük fosfolipid seviyesine sahip köpeklerde hiperaktivite görülmesi arasındaki olumlu ilişki ortaya kondu.

İnsanlar üzerinde yapılmış geçmiş çalışmalarda da düşütam-kan_222x240k lipid ve yağ asidi düzeyleri ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu arasındaki ilişki bilinmektedir. Köpekler üzerinde yapılan çalışmada insanlardaki çalışmalar için de iyi bir referans ölçücü olabileceği söyleniyor.

Köpeklerin Davranış Sağlığı İçin Bağırsak Sağlığının Önemi!

Çalışmada bulunan önemli bir bulgu ise, triptofan düzeyi ile hiperaktivite arasındaki negatif bağlılık, triptofan bir esansiyel amino asittir. Dışarıdan alınan yiyecekler vasıtasıyla bağırsaklara gelir ve burada bağırsak bakterileri ile işlenerek, protein yapılması için kullanıma hazır hale getirilir. Bağırsağın sağlığının önemli bir göstergesi bağırsak florasının yani bağırsak bakterilerinin varlığıdır.

Bu bilgi, bağırsakta bulunan bakteri kolonilerinin farklılıkları ile hiperaktif ve normal köpeklerin, bağırsak sağlığı ve beyin arasındaki ilişkinin önemine ışık tutmaktadır.

Bağırsak sağlığı, nörotransmitter yapımını etkiliyor, bu sayede sağlıklı ya da bozuk davranış gösterilmesine etki ediyor. Bu ilişkinin tersi de önemlidir, stres ve kaygı durumunda salgılanan hormonlar(kortizon), bağırsak florasının bozulmasına neden olur. Sonuç olarak bahsedilen çalışma, hiperaktivitenin nedeni mi yoksa bir sonucu mu olduğunu söylemek kolay değildir. Yapılacak yeni çalışmalar da bu sonuçların netleşmesine katkı sağlayacaktır.

Kaynak: https://www.sciencedaily.com

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN

Köpekler Neden Saldırır Semineri @İÜ Veteriner Fakültesi

Sokak Köpeklerinin Davranışları ve Kontrolü Eğitim Semineri kapsamında 2. oturumuzda konu başlığımız ”Köpekler Neden Saldırır”dı.

İÜ Veteriner Fakültesi’nde sunduğumuz seminerde, öğrenci arkadaşlarımızın konuya ilgisine ve Köpek Psikolojisi ve Eğitimi Kulübü Yönetimi’ne ve yeni Kulüp Danışmanı  Dr.Alper Bayrakal’a başarılar diler, teşekkür ederiz.

3. seminerimiz olan  ”Saldırılardan Nasıl Korunuz” da görüşmek dileğiyle.

 

Veteriner Hekim Gökhan DURUKAN